TED İstanbul & ICF Türkiye Kariyer Koçluğu Projesinde Grup Çalışması

04 Mart 2018 Pazar günü, Bahçeşehir üniversitesinde, TED (Türk Eğitim Derneği) mezunları üniversite öğrencileri, iş hayatına yeni başlamış mezunlar ve TED İstanbul temsilciliği liderleri ile kariyer grup koçluğu projesi için bir araya geldik.

Çalışmalarımıza, TED lise son sınıf öğrencilerinin de katılması 7 gönüllü ICF Türkiye üyesi koç olarak bizleri daha da memnun etti.

Geleceğimizin liderleri ile farkındalık, özgüven, cesaret ve kariyer planlama gündemleri ile güzel bir gün geçirdik.

Günün sonunda gençlerimiz sunumlarını yaptılar, hep birlikte düşündük, öğrendik ve eğlendik. Bu kıymetli etkinliği gerçekleştiren Türk Eğitim Derneğine, katılan öğrencilere ve özverili değerli koçlara gönülden teşekkürler.

 

Coachtalks4U grubumuz üniversite öğrencileri ile buluşuyor

Coachtalks4u ne anlama geliyor?

Coachtalks4u’nun açılımı “Koçlar sizin için konuşuyor”.

Bizim amacımız insanlara fayda sağlayan, kariyerlerindeki hedeflerine ulaşmalarını, mutlu ve kendi istedikleri hayatı yaşamalarına yardımcı olan doğru koçluk kültürünü herkesle paylaşmak istiyoruz. Bunu yaparken de koçlar olarak kendi aramızdaki konuşmalarımızı ve  fikirlerimizi paylaşarak topluma pozitif katkı sağlamak amacındayız. Seminer, konferans, panel, televizyon, radyo, sosyal medya araçları ile sesimizi duyurmak istiyoruz.

Vizyonumuz “Sahip olduğumuz koçluk becerisi ile ne olduğumuzu, ne yaptığımızı ve hayatı nasıl anladığımızı paylaşmak” Misyonumuz ise; “Bilgi ve becerimiz ile amaç edindiğimiz vizyonu hizmet verdiğimiz insanlara kazandırmak”

Dinleyicilerinize yaklaşımınız nasıl olacak?

Yaklaşımımız; dinleyicilerimizin yaşamlarına fayda sağlayıcı gündemler ile aramızda özgün ve doğaçlama konuşurken bir taraftan da dinleyicilerimizi interaktif olarak dinleyebilmek, hep birlikte öğrenmek ve eğlenmek.

Önyargısızlık ve şeffaflık bizler için önemli zaten biz dinleyicilerimizi tam ve bütün olarak kabul ediyoruz.

Konuşmalarımızın içeriğini her ne kadar biz belirliyor gibi görünsek bile, asıl gündemi belirleyen dinleyicilerimiz aslında, bizler yanlarında yolculuk yapan profesyonel koçlarız. Sunduklarımız ise insanlara ve çevreye pozitif katkı yaparak, insanların mutluluğu, daha iyi bir toplum ve daha güzel bir dünya için farkındalık sağlamak.

http://www.coachtalks4u.com

 

 

Özgüveni yüksek tenis oyuncuları yetiştirmek için duygular ile yola çıkmak

Dünyanın en iyi tenis koçlarından, Lluis Bruguera, İstanbul’da Tenis Antrenör Eğitim Semineri’nde konuştu ve Türkiye’ye has bir sistem oluşturmak için çalışacaklarını söyledi. Seminerde ele alınacak temel konuları ana başlıklarıyla vererek konuşmaya başlayan İspanyol hoca, ardından iyi bir oyuncuda olması gereken özellikleri sıraladı. Bruguera, profesyonellik için atılması gereken adımlarla ilgili yol haritasını da açıkladı.

Özgüveni yüksek oyuncular yetiştirmek için çalışacaklarını belirten Bruguera “Bu işin matematiği yok duygularla yola çıkacağız. Oyunun içeriği kontrol temalı bir oyun olacak” dedi. Bu haberin tarihi 2010 yılına ait, eski olabilir ama anlatmak istediği konu oldukça önemli ve güncel.

Tim Gallwey, teniste içsel oyunların ve duyguların nasıl yönetilebileceğini, bundan yaklaşık 43 yıl önce ile defa dile getirdiği zaman antrenörler tarafında pek itibar görmediğini yazmıştı, ancak günümüzdeki modern koçluk yaklaşımı Gallewey’in içsel oyunlar ile ilgili benlik-1 ve benlik-2 yaklaşımlarının daha çok önemsendiğini gösteriyor.

Özgüveni yüksek tenis oyuncuları yetiştirebilmek için mental anlamda koçluk becerilerinin, hem sporcularda hem de tenis koçlarında olması artık kaçınılmaz. Roger Federer gibi (EQ) duygusal zekası yüksek oyuncuların uzun yıllar süren başarılarının arkasında fiziksel antremanlar kadar içsel oyunları ile mücadele, kendilerinin ve rakiplerinin duygularını yönetebilme becerileri de var.

Dünya’da ICF (International Coaching Federation) büyük katkısı ile duygusal zeka odaklı koçluk yaklaşımı iş hayatında olduğu kadar spor ve sanat dünyasında da hızla yaygınlaşıyor.

Benim bu konudaki düşüncem çok yakın zamanda iş, sanat ve sporda özgüven gelişimi ve başarı odaklılık için daha fazla uluslararası standartlarda eğitim almış profesyonel koçunun hizmet sağlayacağı yönündedir.

Sporcuların kendi potansiyellerini keşfetmeleri ve içsel engellerinin farkına varabilmeleri için verilen emeklerin meyveleri yakın zamanda kendisini daha fazla göstermeye başlayacaktır ve Türkiye’nin tenis sporundaki gelişimi için oldukça fayda sağlayacaktır.

Eğitimi yeniden icat etmek mümkün mü?

Daniel Golemen’nın “İyilik Gücü” kitabında okuduğum anlatımlar geleceğin nesilleri için üzerinde düşünmemiz ve çalışmamız gereken önemli noktalara değiniyor diye düşünüyorum. İşte o konuşmadan iletmek istediğim bazı bölümler;

Kalp ve Zihin Eğitimi konulu oturumda, Dalay Lama’nın, lise öğrencilerine ve internet üzerinden canlı olarak şehirdeki 33.000 kişilik genç topluluğa konuşması;

“Ben oldukça yaşlıyım, neredeyse seksenimdeyim. Hayatım büyük oranda tamamlandı. Ama sizinki daha yeni başlıyor. Mutlu bir yaşam sürüp sürmeyeceğiniz, insanlığın esenliğine bir katkıda bulunup bulunmayacağınız size bağlı.”

“Pek çok farklı türde insanla karşılaşma olanağına sahip oldum: liderler, dilenciler, saygın bilim adamları, tinsel uygulamacılar. Mutlu bir yaşamın zenginliğe, hatta iyi bir aileye bağlı olmadığı kanısındayım.”

“ Hergün mutlaka dünya haberlerini dinlerim. Haberler bu dünyada bir sürü sorun ve şiddet olduğunu söylüyor bana. Bunlar insanın ürettiği sorunlardır, bunlara neden olanlar genellikle akıllı insanlardır” Bu, eğitimin iç huzuru yada ahlaki ilkeler getirmediğini gösterdi. Güç kullanarak değiştiremeyiz bunu. Tek yol evrensel bir iyiliği hedef alan bir eğitimdir, herkes mutlu olmak ister.”

“Özellikle de son yüzyıllarda bilim ve teknoloji geliştikçe uygulamalı etik arka koltuğa geçti. Günümüzde eğitim temelleri büyük oranda materyalistir. Bu sistemin içinde büyüyen insanlar iç değerlerinin önemini öğrenmektense, ilerleme, para ve maddi değerlerin daha önemli olduğunu düşünme eğilimindedirler”

“Bir çok öğrenci işletme ve ekonomi eğitimi görüyor” diye devam ediyor, “yani bıkmadan, yeterince uyumadan çalışıyorlar, hep meşgul hep meşguller. Ama bunlarda şefkat az, herşey yanlızca kendileri için” dedikten sonra devam ederek “yanlızca kar etmek istiyorsanız, önemli olan paraysa, o zaman zenginlerle yoksullar arasındaki bu uçurum gitgide büyür.İster buna şefkat deyin ister yanlızca sorumluluk duygusu, insan acı çekiyorsa, çok fazla şiddet varsa, o zaman çok büyük bir ıstırap vardır. Öyleyse dünya’ya yardım etmek sizin yararınızadır.”

Dalay Lama’nın konuşmasındaki bazı bölümler bize hiç yabancı değil aslında zaman zaman konuştuğumuz yaşadığımız, endişelendiğimiz konular. Bilginin çok hızlı aktığı çağımızda insanlar için neyin doğru neyin yanlış olduğu nasıl ayrıştırılabilir? Eğitimde yeni bir anlayışın icat edilmesi sonrası nasıl bir dünya olacağını tahmin edebiliyor musunuz?

Direkt iletişim kurarken nasıl hata yapılır?

Direkt iletişim kurmak aslında kendini ifade edebilmenin en doğru ve basit yolu. Peki zamanı iyi ayarlanmamış bir söz veya yazı herşeyi berbat edebilir mi? Evet edebilir ve düzeltmesi zor olabilir.

Bu konuda en rahat harekete sahip olanlar ise çocuklar, ne söylemek isterlerse rahatça söylerler ve arkasını düşünmezler, alacakları cevap üzerinde de çok derin düşünmezler.

Dalay Lama diyor ki “Çocuklara bakın. Tabii ki hepsi kavga ediyordur ancak genellikle yetişkin olana kadar kötü düşüncelerini içlerinde beslemek yerine konuşarak dışarı atarlar. Birçok yetişkin, çocuklara göre daha eğitimli olma avantajına sahiptir. Ancak gülümseyen bir yüzün arkasında derin negatif duygular barındırırken eğitimin ne önemi var ki? Çocuklar böyle yapmaz. Onlar birine kızdıklarında, bunu ifade ederler ve geçip gider. Ertesi gün aynı kişiyle yeniden oyun oynayabilir.”

Yetişkinlerde ise durum farklı biraz, ben şunu söyledim ama o şöyle mi anladı acaba? Yada “bana şunu söyledi bence şunu söylemek istedi” gibi düşünerek zihin okuma yaparız. Yerinde ifade edilmeyen bir söz ve mesajda sorun yaratır hayatımızda. Sabah yazman gereken mesajı akşam yazarsan sorun olabilir, yüz yüze söylemen gerekeni telefon ile söylersen sorun olabilir, yanlış mesaj sembolü seçersen sorun olabilir bu liste böylece sürer gider. Bence bu konudaki çözüm yolu samimi ve doğal olmaya çaba göstermekten geçiyor.

Hiçbirimiz mükemmel değiliz hatalar yapıyoruz, hatalar yapacağız. Bazı hatalardan ders alırken bazılarından almayacağız bir daha hata yapacağız.

Öğrendikce, tecrübe ettikçe ve bazen de bedelini ödedikçe doğrusunun nasıl olması gerektiğini öğreneceğiz. Bu yüzden insan kaç yaşında olursa olsun ben oldum, herşeyi biliyorum diyemiyor. Sonuçta herşeyi kenara bırakıp bir hata yaptığımızı fark ettiğimizde, hemen düzeltmek için adım atmalıyız.

Direkt iletişimi elden bırakmamak lazım diğer taraftan da bu yolda hata yaptığımızda hemen farkına varıp onarmaya çabalayarak hayatımızı kolaylaştırabiliriz.

2040 yani bundan 23 yıl sonra insanların iş hayatındaki donanımları neler olmalıdır?

Dünya’da ortalama insan ömürünün uzaması ile birlikte gelecekte iş hayatında geçirecekleri çalışma sürelerinin de artacağı ön görülüyor.

Gelişmekte olan ülkelerde, iş hayatına dair gelecek kaygısının, gelişmiş ülkelere göre daha fazla olduğu gözlemleniyor. Özellikle genç nüfusun yaşlı nüfustan daha fazla olduğu ülkelerde yaşını almış çalışanların iş hayatındaki kaygıları ister istemez artırıyor.

Ülkemizde emeklilik günleri hayalleri yeni iş hayatına başlayanlar için artık 65 yaşında başlıyor. Durum böyle olunca profesyonel çalışanların uzun yıllar belli bir gelir seviyesini koruyarak çalışabilmeleri için başta sağlıklı olabilmeyi başarmaları ve bunun üstüne ilave olarak kendi donanımlarını arttırmaları artık kaçınılmaz hale geliyor.

23 yıl sonra insanların hangi donanımlara sahip olması gerekiyor olabilir? Gerekli donanımların önemli olanlarını görebilmek için araştırma ve bilgi paylaşımı amaçlı kurulmuş çok üyeli (www.p21.org) organizasyonu tarafından paylaşılanlara göz atabiliriz. Konuyu sadeleştirdiğimizde karşımıza üç önemli yetkinlik başlığı çıkıyor.

1- Öğrenme ve inovasyon yetkinlikleri
2- Bilgi, Medya ve teknoloji kullanımı
3- Yaşam ve kariyer gelişimi

Her yaşta öğrenebilme yetkinliği ve inovasyona katkı sağlamak artık gelecekte standart haline geliyor, iş organizasyonları da buna göre yeniden şekillenecek demektir.

İkinci başlık da oldukça kritik; bilgiyi anlayabilme ve aktarma, medya okuryazarlığı, teknoloji bilgisi ve kullanımına hakim olabilmek.

Üçüncü başlığın önemi hakkında zaten çoğu insanın farkındalığı var. Gündemde de olan yaşam ve kariyer gelişimi üzerine daha fazla yol alınması gerekecek. İş dünyası daha fazla liderlik, sorumluluk, insiyatif alabilme, esneklik, hesap verilebilirlik üzerinde çalışma yapacaklar gibi görünüyor.

Sonuç olarak zamanı durdurmak maalesef mümkün değil ve yıllar ilerledikçe çoğu şey aynı kalmıyor sürekli değişiyor. Uzun yıllar aktif çalışma hayatı içinde olmayı planlayanlar bu başlıklardan başlayarak mevcut bilgilerini tekrar gözden geçirirse hatta donanımlarını şimdiden arttırmaya başlarlarsa geleceğe daha emin bakabilirler diye düşünüyorum.

Tenis oyuncuları neden önce kendileri ile mücadele verirler?

Tenis oynayanlar yakından bilirler, oyuncuların yaşadığı en zor konuların başında, nasıl yapıldığını bildiği hatta binlerce defa tekrar ettiği halde yaptığı basit hatalardır. Bu kadar çalışma, antremana rağmen nasıl olurda oyuncular olmadık yerde basit hata yapabiliyorlar? Basit hata diyerek geçmeyelim bazı basit hatalar maçı kayıp ettirebilir. Teniste anda kalabilmek mental güç açısından çok önemlidir, eşit kuvvettteki oyuncularda uzun bir maç boyunca anda kalarak maçtan kopmayan kazanır genelde.

Peki kortta anda kalmak nasıl sağlanır? Maçtan koptuğunuzda nasıl geri dönülür? Aslında bu iki sorunun da cevabı kişiye göre değişkenlik gösterir çünkü herkesin kendi mental yönetimi farklıdır. Tenis dışarıdan her ne kadar fizik ve teknik güce dayalı bir spor gibi görünsede, bir tenis oyuncusu olarak benim görüşüm bu oyunun zihin ile oynanan ve önce kendinle mücadele ettiğin oyun olduğudur. Rakip ne yaparsa yapsın kortta anda olmadığında basit hata yapmak içten bile değildir. Raketi erken açman gerektiğini, iyi pozisyon alman gerektiğini, açıları kullanman gerektiğini bilirsin ama bazen yapamazsın. Zihnini çabuk toparlayabilen bu oyunda daima avantajlıdır.

Tenisten iş hayatına geçip baktığımızda bu konuda benzer bir durum daha var sanki, iş hayatında bazı insanların zihni çok yoğun, sürekli birşeyler düşünüyorlar, bir sonraki adımı planlıyorlar. Bir sonraki adımı düşünürken mevcut haline gereken önemi veremiyor ve hep bir yetişme telaşında oluyorlar. Teniste nasıl pozisyon almadan vuruş yapıldığında istenen sonuçtan uzaklaşılabiliyorsa iş hayatında da işin yapılma anında, bir sonraki işi yapmayı düşünürken istenen sonuçtan uzaklaşılabiliyor.

Kendisi ile mücadele etmeyi deneyimlemek için tenis bence çok uygun bir spor, rakibin öncelikle sensin önce kendinle mücadele etmen lazım sonrasında rakiple devam edebilirsiniz.

Teknolojiyi insanlığın faydasına üretmek için farkındalık oluşturulabilir mi?

Günümüzde şirketler, işlerinde teknolojik araçları daha yoğun kullanmakta olup, işlerini yönetebilecekleri, işleri kolaylaştıran, verimlilik sağlayan, şirketi ileriye taşıyabilecek güçlü bir IT organizasyonuna sahip olmak isterler. Hızlı değişen rekabet ve teknolojik şartlarla birlikte ihtiyaç duyulan güçlü IT kavramının içeriği de daha sık değişmekte ve güncellenmektedir. Bu alandaki gelişmelerin artık dünya çapınca takip edilmesi, geliştirilmesi, uygulanması, bakım destek hizmetlerinin verilmesi zorunlu hale gelmiştir.

Şirketlerde IT organizasyonlarının kurulması ile birlikte bu alanda hizmet verecek olan IT çalışanlarının nitelikleri ve eğitimleri önemli bir hale gelmiştir. IT çalışanlarının öneminin artması ile birlikte kariyer tercihleri, kariyer planlamaları, teknik eğitimleri ve gelişimleri, iletişim kurma becerileri, konuları gündeme gelmiştir. Güçlü iletişim ile iş ilişkileri kurmak şirketlere büyük avantajlar sağlamaktadır, tüm alanlarda olduğu gibi IT alanında da müşteri olarak tariflenebilecek hizmet alan kişilerle iyi ilişkiler kurması önemlidir.

Yenilikçilik odaklı IT çalışanları bu gerekliliği farklı şekilde gerçekleştirebilmektedir. Verimli bir IT organizasyonu kurulması için IT çalışanlarının şirket içerisindeki birimlere entegrasyonu öncelikle yapılması gerekenler arasındadır, bu çalışma IT’nin teknoloji ekibi olmasının da ötesinde şirketin her düzeyinde katkı sağlayabilecek olması yönünde belirleyicidir. IT çalışanları kurumsal hedefleri daha ileri taşıyacak ve destekleyecek sistemleri tasarlamada, becerilerini ne kadar çok ortaya koyabilirlerse şirketler o kadar çok verimli ve başarılı olurlar.

IT çalışanlarının hizmet verdikleri iç ve dış müşterilerin kullanıcıları ile bir arada çalışma yapabilmesi bu akışın sağlanması açısında değerlidir. IT çalışanları teknik yetkinlikler dışında çevreleri ile iletişim becerisinin kendilerini değerli kılan özelliklerden en önemlisi olduğunu ifade edilmektedir. IT çalışanların için projenin parçası olmak değerlidir, uzmanlık ve bilgi birikimlerini gösterebilme imkanlarının sunulması, motivasyonlarını artırmakla birlikte kendilerini daha ileriye taşımalarında da oldukça yapıcı ve geliştiricidir.

Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden IT çalışanlarının şirketlerde daha çok dinlenmesine ve fikirlerinin alınmasına ihtiyaç vardır. Teknik konuşmanın dışında, düşünceleri açığa çıkartacak ucu açık sorular IT çalışanlarının iletişimini diğerleri ile kuvvetlendirebilmektedir.

Şirketlerde IT çalışanları ile diğer çalışanların uyumu problemlerin kısa sürede çözümü için gereklidir. İletişim kanallarının geliştirilmesi ile IT çalışanları şirket içerisinde haberdar oldukları problemleri daha efektif çözme şansına erişebilirler. IT çalışanları genel olarak çok hızlı düşünebilir çok hızlı şekilde çözümden konuşmaya başlayabilirler.

Koçluk Nedir? Koçluk Ne Değildir?


Koçluk, genel anlamda insanların iş ve özel hayatlarının kalitesinin arttırmasında önemli katkılar sunmakta olan ileri doğru atılmış büyük bir adım, anlamlı yeni bir yolculuğunda başlangıcıdır.

Koçluk, insanların mevcut becerileri, yetenek, bilgi ve yaşam potansiyellerini kullanabilmelerine imkan sağlanan katma değeri yüksek verimli sağlayan bir destek hizmetidir. İnsanlara fayda sağlamak onları daha ileriye taşımak için güçlü sorular ile düşündürmek, farkındalıklarını ortaya çıkartmasında yardımcı olmaktadır.

Koçluk iletişiminde insanlara yaklaşım, dinleyici, eleştiri ve yargılamadan uzak, motivasyon sağlayıcı, odaklı fayda sağlayan, derin düşündürebilen, planlanlama ve hedef odalı harekete geçirebilen teknikler ile sağlanmaktadır. planlamak ve hedefe doğru harekete geçmek daha fazla değer taşımaktadır.

ICF (Uluslararası Koçluk Fedarasyonu) profesyonel koçluğu, insanların hayatlarında, kariyerlerinde, işlerinde veya organizasyonlarında olağanüstü sonuçlar üretmelerine yardımcı olan sürekli profesyonel bir ilişki olarak tanımlamaktadır.

The European Mentoring & Coaching Council (EMCC), Koçluk ve Mentorluk alanında bütün Avrupa’da çalışmalar yapmaktadır ve koçluluğun gelişmesinde katkı sağlamaktadır.

Uluslararası Koçluk Enstitüsü- International Institute of Coaching (IIC)’e göre koçluk, “koç ve danışan arasında oluşan, danışanın bireysel farkındalığını arttırarak kişisel gelişim ve yetkinliklerinin artmasını sağlayan ve süreklilik yaratan, basit ama etkili bir birliktelik formudur. Kurulan bu güçlü ilişki içinde danışan şu anda olduğu yerden olmak istediği yere doğru gitmeye başlar.”

ICF Türkiye, koçluğun diğer hizmet mesleklerinden farkı nedir? Sorusunu şu şeklinde cevaplıyor; Profesyonel koçluk hedef belirlemek, sonuç yaratmak ve kişisel değişim yönetimi ile bireyin hayatına odaklanan farklı bir hizmettir. Koçluğun ne olduğunu anlamak için, koçlukla kişisel ya da organizasyonel destek sağlayan terapi, danışmanlık, mentorluk, eğitim, sportif gelişim mesleklerini birbirlerinden ayırt etmek faydalı olacaktır.

Terapi: Koçluğu terapiden ayıran bir kaç yön vardır. Birincisi koçluk, bireyin belirli hareketlerinin sonucu olarak kendi isteği ile başlattığı değişimi temel alan, kişisel ve mesleki büyüme ve gelişmeyi destekleyen bir meslektir. Sonuçlar kişisel ya da mesleki başarı ile ilişkilidir. Koçluk hep ileriye hareket eder ve gelecek odaklıdır. Diğer yanda terapi acıyı iyileştirme, bireyin kendi içindeki ya da iki ya da daha fazla bireyin arasındaki işlev bozukluğu ve çatışmalarla ilgilenir. Odak nokta ise genellikle şimdiki zamanda bireyin duygusal fonksiyonlarını engelleyen, geçmişten gelen sorunları öğrenmek; psikolojik fonksiyonları geliştirmek; var olan iş ve özel hayat koşulları ile daha duygusal açıdan sağlıklı yöntemlerle ilgilenmektir. Terapi sonucunda genellikle duygusal/hissi durumlarda gelişme görülür. Bu durumlardaki olumlu gelişme koçluğun doğal sonucu olabilirken, öncelikli odak nokta kişinin iş ya da özel hayatında belirli hedeflere ulaşmak için hareketle uygulanabilir stratejiler yaratmaktır. Koçluk ilişkisinde hareket, sorumluluk ve takip üzerinde durulur.

Danışmanlık: Danışmanlar bireyler ya da organizasyonlar tarafından belirli bir uzmanlık alanına girmek amacı ile tutulurlar. Danışmanlıkta yaklaşımlar çok çeşitlilik gösterirken, genel olan kanı danışmanın problemleri teşhis ettiği, reçete yazdığı ve bazen de çözüm getirdiğidir. Koçluktaki kanı ise, bireyler ya da takımların koçun destekçi, kendi kendini keşfetme temeline dayanan yaklaşımlarıyla kendi çözümlerini kendilerinin yaratabilmeleridir.

Mentor (akıl hocalığı/rehberlik): Kişinin sahip olduğu tecrübe ile rehberlik etmesi ya da belirli bir uzmanlık alanında ya da kariyer geliştirmede deneyimlerini paylaşan mentorlar genellikle koçlukla karıştırılmaktadır. Bazı koçların mentorluğu koçluğun bazı bölümlerinde kullanmalarına karşın (yeni koçlara mentor koçluk yapmaları gibi), koçluk yaptıkları kişilere mentorluk yapamazlar.

Eğitim: Eğitim programları, eğitmen ya da öğretmen tarafından belirlenmiş belirli öğrenme hedeflerini kazanma üzerine kurulmuştur. Koçluk sürecindeki hedefler ise koçun rehberliğinde birey ya da takım tarafından belirlenir. Ayrıca eğitim, önceden oluşturulmuş bir müfredat programı ile uyuşan doğrusal öğrenme yöntemini varsayar. Koçluk ise önceden belirlenmiş bir plan olmaksızın daha az doğrusallığı benimser.

Sportif Gelişim: Spor metaforları sık kullanılsa da, profesyonel koçluk bildiğimiz spor koçluğundan farklıdır. Spor koçu, birey ya da takımların davranışlarını kendi deneyimi ve bilgisi rehberliğinde yöneten bir uzman olarak görülmelidir. Profesyonel koçlarda da bu özellikler vardır, ancak yönü belirleyen birey ya da takımın kendi bilgi ve deneyimleridir. Profesyonel koçluk, sportif gelişimden farklı olarak, zayıf ya da doğru olmayan şekilde uygulanan davranışlar üzerine değil, bunun yerine güçlü yönler ve yeteneklerin gelişmesi için fırsatları belirleme üzerine odaklanır.

Koçluk ile hayatın dengesi, hayatı doyumla yaşamak, duyguların değerlerin farkında olmak, herhangi bir konuda seçenekleri gözden geçirebilmek, doğru seçeneği bularak planlamalar yapmak stratejiler oluşturmak ve harekete geçmek mümkün olmaktadır. İnsanların potansiyellerini tam olarak kullanması ve bunu yaparken hayatlarını atlamadan, sahip çıkarak yaşamasının hedeflenebiliyor.

Uluslararası şirketler ve büyük kurumlarda yapılan araştırmalarda yöneticilerine sunulan bireysel gelişim programları içinde (MBA programları dahil) yönetici koçluğu yüzde seksen yedi gibi bir oranla bütün diğer programlardan daha etkin sonuç verdiği ifade edilmektedir.

Yönetici koçluğu, bir koç ile bir yönetici arasındaki kısa süreli etkileşimli bir süreçtir. Yöneticinin kendi potalsiyelini fark etmesi sağlanarak liderlik etkinliğini geliştirebileceği davranışlar oluşturur. Koçluk süreci, yeni beceriler, farklı bakış açıları, teşvik ve örgütsel geri bildirim yoluyla araçlar ve bilgi ile sağlanır. 

2009 ICF Global Koçluk Müşterisi Araştırması’na göre, profesyonel koçluk hizmetinden yararlanan şirketlerin bu konuda yaptıkları yatırımın yedi katı kendilerine geri dönmüştür. Bireysel koçluk hizmeti alan müşterilerde de bu oran, yatırımın 3.44 katıdır.

Koçluk kişiyi bir çok alanda hedefine taşıyabilir. 2010 ICF Global Tüketici Farkındalık Araştırması’nın sonuçlarına göre, araştırmaya katılanların beşte ikisinden fazlası (% 42.6) koçluk motivasyonları olarak “ bireysel performanslarını ve/veya ekip performanslarını geliştirme”yi göstermiştir. Bunun ardından gelen diğer motivasyon alanları ise“ profesyonel kariyer fırsatlarını genişletmek” (% 38.8) ve “iş yönetim stratejilerini geliştirmek” tir (%36.1). Daha kişisel olan diğer motivasyon alanları ise “kendine saygı/ güvenini arttırmak” ve “ işyaşamı / özel yaşam dengesini kurabilmek”tir.

İnsanlar riskli durumda karar verirken her zaman mantıklı ve akılcı mı davranır?

Nobel Ekonomi Ödülü sahibi psikolog Daniel Kahneman ekonomi dünyasına, psikolojinin, zihinselliğin, bahislerin, belirsizlik ve rasgeleliğin girmesini sağlayan dünyanın önde gelen düşünürleri arasında görülüyor. “Beklenti teorisini” psikolog Amos Tversky ile birlikte kurmuş.

Bireylerin riskli ve belirsiz koşullardaki karar ve tercih süreçleri ile ilgili bahisler türetip cevaplarını da kendileri vererek binlerce karar örneği geliştirmişler.
Bireylerin sonuçları kesin olan şeyleri abartarak bunlara, sonuçları kesin olmayan şeylerden daha fazla değer verdiklerini kabul etmektedirler. Yani insanlar karışık, riskli durumlarda, karar verirken, her zaman mantıklı ve akılcı davranmazlar.
Bu bilgiden yola çıkarak aklıma gelen bir soruyu paylaşmak istiyorum, bu soru geleceğe bir an gidip tekrar geri döndüğünüzde neleri daha iyi yapabileceğimize odaklanabilmeyi sağlayabilir mi?
Ekonomik ve Psikolojik faktörleri göz önünde bulundururak önünüzdeki 20 yıl hiç paraya ihtiyacınız olmasaydı hayatınızı ve işinizi nasıl planlardınız?
Bu soruyu yanıtlamadan önce hedeflerinizi yazmanız daha iyi olabilir.

Yale Üniversitesinde 1953 yılında yapılan öğrencilere geleceklerindeki planlarını yazılı olarak yazmış olanlar sorulmuş. Öğrencilerden sadece %3’ü yazılı hedeflerinin olduğunu iletmiş.

1973 yılında aynı öğrencilerin durumlarına bakılmış daha önceki %3’lük kesim hayatlarındaki hedeflerine doğru ilerlediklerini ve mutlu olduklarını söylemişler bu tabiki tam ölçülebilir bir durum değil. Ancak bu kişilerin ekononomik olarak gelir durumlarına bakıldığında diğerlerinden çok daha iyi durumda oldukları gözlenmiş.

İnsanlar sevdikleri konudalarda ulaşmak istediklerini bulup sonrasında bu hedeflerini yazılı olarak belirleyerek ilerlemesi halinde hedeflerine mutlu bir şekilde ulaşabiliyorlar. Ulaşılmak istenen amaca gidilen yolda engeller olsa bile çözümler sağlayabiliyorlar.